Kamuoyu.org

Fahreddin Razi kimdir?

Fahreddin Razi kimdir?
  • GÜNDEM
  • 28 Mart 2018
  • Fahreddin Razi kimdir? için yorumlar kapalı
  • 112 KEZ OKUNDU

'Kendilik bilinci her türlü bilgiyi önceler; kendini bilmeyen bir şeyi de bilemez; çünkü bilmek, bildiğini bilmekle başlar.'
Kelam, felsefe, tefsir ve usul-i fıkıh alanındaki çalışmalarıyla tanınan Eşari âlimi. 6 Şubat 1149 tarihinde Büyük Selçuklu Devleti’nin başşehri olan Rey’de doğdu. Peki kimdir?

Fahreddin Razi kimdir?

Soyu Arap asıllı bir aileye dayanır. Begavi’nin yanında yetişen ve kelam ilmine dair Gayetü’l-meram adlı eseriyle tanınan babası Ömer, Fahreddin’in ilk hocasıdır. On altı yaşındayken babasının vefatı üzerine Simnan’a giderek burada Kemaleddin es-Simnani’nin derslerine devam etti. Bir süre sonra Rey’e döndü ve İşraki filozofu Sühreverdi el-Maktul’ün öğrencilerinden olan Mecdüddin el-Ciliden kelam ve felsefe tahsil etti.

Cili ile birlikte gittiği Meraga’da da ondan ders almaya devam etti. Üstün zekâsı ve azmi sayesinde kısa zamanda kendini yetiştirdi. İbni Rüşd el-Hafid, Muhiddin İbni Arabi, Abdülkadir Geylani, İzzeddin b. Abdüsselam gibi meşhur âlimlerle çağdaş olan Fahreddin er Razi’nin üne kavuşmasında yaptığı ilmi seyahatlerin büyük payı vardır. Cürcan, Tus, Herat, Harezm, Buhara, Semerkant, Hucend, Belh, Gazne ile diğer Hint beldeleri uğradığı belli başlı ilim ve kültür merkezleri arasında yer aldı. Harezm’deyken Mutezili âlimlerle yaptığı münazaralar sonunda bazı olayların çıkması üzerine orayı terk edip Rey’e dönmeye mecbur kaldı. Daha sonra medreselerinde, kendi eserleri olan el-Mebahisül-Meşrikıyye ve Şerhu’lİşarat gibi bazı eserlerinin okutulduğu Maveraünnehir beldelerini dolaştı. İlk olarak Serahs’a uğradı ve orada Abdurrahman b. Abdülkerim ile tanışıp dostluk kurdu. İbni Sina’nın el-Kanun adlı eserini onun için şerh etti. İki oğlunu da varlıklı olan bu tabibin kızlarıyla evlendirdi. Serahs’tan Buhara’ya geçince burada Hanefi âlimlerinden Şerefüddin el-Mes‘udi, Radıyyüddin en- Nisaburi ve Rükneddin el-Kazvini ile fıkhi konularda, Nureddin es-Sabuni ile itikadi meseleler üzerinde münazaralar yaptı ve büyük takdir topladı.

Ayrıca Batıniler ve Kerramilerle yaptığı tartışmalar da büyük yankılar uyandırdı. Bazı kaynaklarda, Razi’nin Belh’te bulunduğu sırada Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled’i sultana şikâyet ederek şehirden çıkarılmasına sebep olduğu nakledilirse de bu doğru değildir. Zira Razi, Bahaeddin Veled’in Belh’ten ayrıldığı tarihten (1219) çok önce vefat etmiştir. Razi ziyaret ettiği beldelerin emir ve sultanlarından iltifat ve ikram gördü. Horasan’da Alaeddin Tekiş ile oğlu Muhammed, Gur sultanları Gıyaseddin ve Şehabeddin onun himayelerine mazhar olduğu siyaset adamlarındandır. İran, Türkistan, Afganistan ve Hindistan bölgesindeki bazı şehirleri dolaştıktan sonra Herat’a yerleşti (1203). Bazı müelliflerce, Razi’nin Bağdat’a gittiği ve bilinmeyen bir sebeple işkence görmesi üzerine oradan Mısır’a geçtiği kaydedilirse de kaynaklarda bunu doğrulayan herhangi bir bilgi yoktur. Hayatının geri kalan kısmını Herat’ta geçirdi; bir yandan eserlerini telif ederken öte yandan sayıları 300’ü aşan öğrenci yetiştirdi. Hayatının ilk döneminde fakir olmasına rağmen son döneminde muhafızlar tarafından korunacak derecede büyük servete sahip oldu. Bunda sultanlardan gördüğü ikramlarla dünürü Abdurrahman b. Abdülkerim’den oğullarına intikal eden mirasın büyük payı olduğu nakledilir. Razi 29 Mart 1210 Herat’ta vefat etti. Kerramilerce zehirletilerek öldürüldüğü de nakledilir. İbni Hallikan’a göre, kendisini mülhidlikle suçlayanların naaşına herhangi bir zarar vermemesi için vasiyetine uygun olarak Herat yakınlarındaki Muzdahan köyü civarında defnedilmiştir.

Üstün zekâsı, güçlü hafızası, etkili hitabetiyle tanınan ve 12. yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri olarak kabul edilen Fahreddin er-Razi kelam, fıkıh usulü, tefsir, Arap dili, felsefe, mantık, astronomi, tıp, matematik gibi çağının hemen bütün ilimlerini öğrenip bu alanlarda eserler vermiş çok yönlü bir âlimdir. Bundan dolayı “allame” unvanıyla da anılmıştır. İmamü’l-Haremeyn el-Cüveyni’nin eş-Şamil’ini, Gazali’nin el- Müstasfa’sını ve Ebü’l-Hüseyin el-Basri’nin el-Mutemed fi usuli’lfıkh’ını çocukken ezberlemesi güçlü hafızasının delili olarak zikredilir. Eserleri ve talebeleri vasıtasıyla görüşleri yayılmış, tesirleri çağını aşmıştır. İyi bir hatip olduğu için her zümreden dinleyicileri vardı. Hitabeti sayesinde yaptığı münazaralarda başarı gösterdi ve ehli bidate mensup pek çok kişinin Ehlisünnet’e intisap etmesini sağladı. Hristiyanlarla da çeşitli tartışmalar yaptı. Fikri mücadelelerini daha çok Mutezile, Kerramiyye, Felasife ve Batıniyye gruplarına karşı yürüttü.

İyi bir hatip olduğu kadar hazırcevap oluşuyla da tanınır. Batıniyye’ye yönelttiği tenkitlerden rahatsız olan bir Batıni’nin, derslerini gizlice takip ederek yaptığı tenkitlerin ardından kendisine bıçağını gösterip onu ölümle tehdit etmesinden sonra eleştirilerini aniden kesmesi üzerine bunun sebebini soran öğrencilerine, “Batnilerin burhanı katı‘ları vardır” cevabını vermesi onun espri gücüne örnek teşkil eder.
Razi asıl dini ilimler alanında üne kavuşmuştur. Fıkha dair görüşlerini Gazali’nin el-Veciz ‘ine yaptığı şerhte bir araya getirmişse de bu eser zamanımıza ulaşmadığından fıkhi görüşleri kısmen Münazarat’ından ve Mefatihu’l-gayb’ından öğrenilmektedir. Dini ilimler içinde Razi’nin daha çok temayüz ettiği alanlar tefsir ve kelam ilimleridir.

Tefsirinde dirayet metodunu başarıyla uygulamış ve kendisinden sonra gelen hemen bütün müfessirlere kaynak olmuştur. Kur’an’ı tefsir ederken döneminde mevcut bütün ilimlerden faydalanıp ilmi tefsir hareketine öncülük yapmıştır. İbni Sina’nın etkisinde kalarak tefsirinde dünyanın yuvarlak olduğunu belirtmekle birlikte dönmediğini söylemesi devrindeki ilmi anlayışın tefsirine yansıması olarak görülmelidir. Ona göre akli bir muhale götürmedikçe naslar zahiri manalarına göre anlaşılmalı; sarih akılla sahih nakil arasında çelişki bulunmadığından zahiri manaları itibariyle aklın ilkelerine aykırı görünen ayetler müteşabih kabul edilip bütün ihtimaller dikkate alınarak aklın ışığında ve dil kurallarına uygun şekilde tevil edilmelidir. Razi genellikle dirayet metodunu kullanmakla birlikte ayetlerle ilgili rivayetleri, nüzul sebeplerini ve kıraat farklılıklarını zikretmeye de önem vermiştir. Ancak bunlar arasından birini tercih ederken tercih edilen anlamın ayetlerin ruhuna uygun olmasına dikkat etmiştir. Ona göre en doğru tefsir Kur’an’ın yine Kur’an’la yapılan tefsiridir.

Felsefe, kelam, mantık, astronomi, tıp ve matematik konularında eserler yazan Razi ilimler tarihi araştırmalarına konu olmuştur. Felsefe ve tabiat ilimleri alanında geniş ölçüde faydalandığı İbni Sina’dan etkilenmesine rağmen atom nazariyesiyle feyiz ve sudur teorisi başta olmak üzere bazı konularda onu eleştirmiştir. İbni Haldun’a göre, kelam âlimleri içinde mantığı bir alet olmaktan çok bağımsız bir ilim dalı kabul eden ilk âlim Fahreddin er-Razi’dir. Onun kuvvet hareket, ışık ve ses konularındaki görüşleri önemli bulunmuş, matematiğe dair eserleriyle devrinin matematikçileri arasında sayılmıştır.

Razi’nin şüphesiz en önemli eseri Mefatih’ul Gayb isimli Kur’an tefsiridir. Tefsir-i Kebir (Ulu Tefsir) diye de bilinen kitabın ismi Türkçeye Gaybın Anahtarları şeklinde çevrilebilir. Bu eser sistematik olma yönüyle tefsir alanının öncü çalışmalarından kabul edilir.

Kaynak: Hürriyet

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ