Kamuoyu.org

Manchester United neden başarılı olamıyor?

Manchester United neden başarılı olamıyor?
  • SPOR
  • 30 Mart 2018
  • Manchester United neden başarılı olamıyor? için yorumlar kapalı
  • 116 KEZ OKUNDU


Alex Ferguson dönemindeki günlerini mumla arayan Manchester United’taki düşüşün sebebi ne? İşte Ferguson’un ardından Kırmızı Şeytanlar’da yaşananlar…


Sir Alex Ferguson, Manchester United’da görev yaptığı 1986-2013 yılları arasında Kırmızı Şeytanlar’a 13 Premier Lig şampiyonluğu, 5 FA Cup, 4 Lig Kupası, 2 Şampiyonlar Ligi Kupası, 1 Kupa Galipleri Kupası, 1 FIFA Kulüpler Dünya Kupası, 1 UEFA Süper Kupa, 1 Uluslararası Kupa ve 10 Community Shield olmak üzere toplam 38 kupa kazandırdı. Bu kariyer, 1967’den bu yana, o zamanki adıyla Futbol Ligi’nde şampiyon olamayan United’ı dünya futbolunun zirvesini taşımıştı.

Ancak Sir Alex Ferguson’ın emeklilik kararı aldığı 2013’ten bu yana hikayenin gerisi Manchester United için pek parlak gitmiyor. United’ın oynadığı istikrarsız futbol ve Premier Lig’deki şampiyonluk özleminin yanı sıra, Şampiyonlar Ligi’nde de beklentilerin karşılanamaması, İngiliz ekibinin dünya üzerindeki milyonlarca taraftarını  endişelere sürüklemiş durumda.

Peki, Sir Alex Ferguson bugün hala kulüpte aktif ve sözü geçen bir figür olmasına rağmen yanlışlar nerelerde yapılmıştı?

United’ın mevcut sorunları sadece İskoç teknik adamın görevden ayrılmasıyla değil, aynı zamanda kulübün ABD’li Glazer Ailesi tarafından 2005’te satın alındığı süreç ve İngiliz futbolunun genetiğiyle de alakalı denilebilir. 

 

GLAZER AİLESİ VE MANCHESTER UNITED

Glazer ailesi, 2005 yılında 790 milyon sterlin karşılığında Manchester United’ı satın alırken, öncesinde çektiği 525 milyon sterlinlik krediyi de kulübe borç olarak yansıttı ki bu olay İngiltere’de hala ‘satın alma katliamı’ olarak anılıyor. Manchester United taraftarlarının da, bu satın alma stratejisinden dolayı kulüp sahiplerinden memnun olduklarını söylemek oldukça zor. 

Sir Alex Ferguson’ın, Glazer ailesi United’ı satın aldıktan sonra kulüpte geçirdiği 8 yılda kazandığı 5 Premier Lig şampiyonluğu, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, ve kaybedilse de 2 Şampiyonlar Ligi finali belkide kariyerindeki en önemli başarılar olabilir. Çünkü bu 8 yılda verdiği mücadele, geçmiş sezonlardaki gibi sadece sahadaki zorlu rakipler, ve egolu futbolcularıyla sınırlı değildi. Glazer ailesi kulübe mali açıdan yön vermeye çalışırken, Sir Alex Ferguson’ın yükünü hafifletebilen belkide tek kişi, teknik konular dışında kendisine yardımcı olan kulüp CEO’su David Gill’di. 

2013 yılında Sir Alex Ferguson emekli olduğunda, İngiliz kulüplerinin yapısında var olmayan ‘Sportif direktörlük/futbol direktörlüğü’ de United’ın bugün içinde bulunduğu duruma zemin hazırladı denilebilir.

PARAYI GETİREN ‘BAŞARILI’ CEO, SPORTİF AÇIDAN SINIFTA KALDI 

Glazer’lar 2005 yılında Manchester United’ı satın alırken ABD’li aileye danışman olan Ed Woodward, 2013 yılında görevinden ayrılan David Gill’in yerine getirildi. Bu atamanın daha sonra United’ın geleceğine hem pozitif hem de negatif yansımaları oldu. Çünkü Manchester United’ın futbol operasyonlarını da artık, kulübün finans aklı yönetecekti. Bir başka deyişle Woodward Gill’in yerini dolduracaktı ancak, tesislerin çimlerinden transferlere kadar tek söz sahibi olan Sir Alex Ferguson’ın sorumluluklarının önemli bir kısmı da, bir futbol direktörü olmadığı için yeni CEO Ed Woodward’un kontrolüne geçmişti…

Endüstriyel futbolda ‘başarıdan paraya giden’ (en büyük temsilcisi Bayern Münih), ve de ‘paradan başarıya giden’ (en büyük temsilcisi Manchester United) iki ayrı model bulunduğunu kabul edersek Ed Woodward tercihi United için anlaşılabilir bir durum. 90’lı yıllarda Asya kıtasına açılarak bölgedeki ticari pazarı ele geçiren United, hem Premier Lig’de hem de Şampiyonlar Ligi’nde başarıya hasret olmasına rağmen, son 2 yıldır en zengin kulüpler sıralamasında dünya zirvesinde yer alıyor. Bu noktada Ed Woodward’un oldukça başarılı olduğunu kabul etmek gerek. Ancak bir de işin sportif kısmı var, zira futbolcu transferlerinden sorumlu olan kişi de kendisi ki yılda 2.5 milyon pound kazanan bir CEO’dan çok daha iyi işler yapması bekleniyor. Özellikle de son yıllarda Ferran Soriano’nun, şehrin diğer takımı olan ezeli rakip Manchester City’de yaptıkları ortadayken…

DAVID MOYES TERCİHİ ŞAŞKINLIK YARATTI

Sir Alex Ferguson 2013’te emekli olurken yerine geçecek ismi, dönemin Everton menajeri David Moyes olarak belirlemiş ancak bu tercihini hem medya, hem de United taraftarları sorgulamıştı. 

Moyes’a emanet edilen kadroda Rio Ferdinand, Patrice Evra, Nemanja Vidic, Ryan Giggs, Wayne Rooney ve Robin van Persie gibi deneyimli yıldızlar bulunsa da, kadroda vasatı aşamayan birçok futbolcu da yer alıyordu. İskoç menajer transfer döneminde Fabregas, Bale ve Kroos’la beraber Cristiano Ronaldo’yu yeniden takıma kazandırmak istese de Ed Woodward bu transferlerin hiçbirini gerçekleştirememiş, sadece 32.4 milyon euro karşılığında Everton’dan Marouane Fellaini, Old Trafford’un yolunu tutmuştu. Bu duruma rakiplerin yaptığı önemli takviyeler de eklenince, Kırmızı Şeytanlar için sezon hayal kırıklığıyla tamamlandı. 6 yıllık sözleşme imzalanan David Moyes’un görevine son verilirken, sezonu kulüp efsanelerinden Ryan Giggs tamamladı.

Louis van Gaal, 2 sezon görev yaptığı Manchester United’da sadece 1 FA Cup kazanabildi

“SIKICI SIKICI MAN UNITED” DÖNEMİ

2014 Dünya Kupası’nda 3. olan Hollanda Milli Takımı’nın teknik direktörü Louis van Gaal, Ed Woodward’ın 2. teknik adamı olarak kulüp tarihindeki yerini aldı.

Angel Di Maria, Luke Shaw, Ander Herrera, Marcos Rojo, Daley Blind’i transfer edip, Radamel Falcao’yu da kiralık olarak kadrosuna katarak 2014-2015 sezonuna başlayan United, Van Gaal yönetimindeki ilk sezonunu 4. sırada bitirdi. Ancak doğrudan sonuca gitmekten uzak ve yan paslardan ibaret futbol, bir sonraki sezon için de umut vermiyordu.

2015-2016 sezonuna Falcao, Di Maria, Van Persie ve Nani gibi yıldızları takımdan gönderip, Anthony Martial, Morgan Schneiderlin, Bastian Schweinsteiger, Matteo Darmian, ve Hollanda futbolunun genç yıldızı Memphis Depay’ı transfer ederek başlayan Manchester United’ın, sezon boyunca yaptığı yan paslar taraftarları artık öylesine çıldırtmıştı ki, kulübün “Glory Glory Man United” (Şanlı Manchester United) isimli marşı, yerini “Boring boring Man United” (Sıkıcı sıkıcı Man United) tezahüratlarına bıraktı.

Futbolculuk kariyeri kadar bugünlerde yorumculuğuyla da takdir toplayan kulüp efsanesi Paul Scholes, bir anlamda da taraftarların sesi olarak, Van Gaal’ın gönderilmesi için medyada fitili ateşledi.

United hiyerarşisi, antrenmanlarda kaytaran futbolcuları tespit edebilmek için Carrington Tesisleri’ne kameralar taktıran, bununla da yetinmeyip tesislerde daha önce beraber yemek yiyen A takım ve genç takım futbolcularının yemekhanedeki yerlerini birbirinden ayıran Van Gaal’ın görevine 2016’nın yaz aylarında son verdi.

UNITED’DA MOURINHO DÖNEMİ DE İYİ BAŞLAMADI

Sir Alex Ferguson’ın, kusursuz hücum pres ve kanat organizasyonlarına dayalı ama aynı zamanda şampiyonluklar da kazandıran tempolu futboluna dair özlem arttığı için, taraftar baskısı altındaki kulüp CEO’su Ed Woodward, Manchester City’nin Pep Guardiola hamlesine hiç zaman kaybetmeden Jose Mourinho’yu göreve getirerek cevap verdi.

2015 yılında Chelsea’nin başındayken “Chelsea büyük bir kulüp, Liverpool büyük bir kulüp, Manchester United ise süper büyük bir kulüp, canavar bir kulüp” ifadelerini kullanan ‘Special One’ (Özel biri) lakaplı Jose Mourinho’nun göreve getirilmesi, Old Trafford sakinleri tarafından ilk günlerde coşku ve umutla karşılandı. Zira Portekizli, United’ın DNA’sında var olan ‘Winner’ (kazanma alışkanlığı) ruh ile örtüşen bir karakter ve kariyere sahipti. Buna ek olarak Portekizli teknik adamın, Premier Lig’e yabancı bir isim olmaması da avantaj sağlayacak bir başka artıydı.

Ancak Mourinho’nun gelişi sadece olumlu detayları değil, soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Portekizli menajerin uzun yıllar çizdiği ‘kavgacı’ profil ve daha önce çalıştırdığı kulüplerdeki savunma ‘takıntısı’ bu soru işaretlerinin en belirgin olanlarıydı…

Manchester United’da, 1958 Münih Faciası sonrası altyapıya verilen önem, Sir Alex Ferguson’ın bile geçmek zorunda olduğu bir testti. Dolayısıyla Jose Mourinho da, kazandırması beklenen şampiyonluklar ve oynatması istenen tempolu hücum futbolu kadar, altyapı akademisinden yetişen oyuncuların 11’de süre bulmalarıyla yargılandı ve yargılanacak.

İlk icraat olarak, Van Gaal döneminde Carrington’daki tesislere takılan kameraları söktürtüp, yemekhanedeki düzeni de eski haline getiren Jose Mourinho transferde ise, Villarreal’den Bailly, Inter’den eski öğrencisi Zlatan Ibrahimovic, Borussia Dortmund’dan Henrikh Mkhitaryan ve Real Madrid ile Barcelona’nın transfer listelerinin tepesinde yer alan Paul Pogba’yı rekor bir ücretle kulübe kazandırdı.

Portekizli menajerin Premier Lig’i çok iyi tanıyan bir isim olmasına rağmen, yaptıkları hatalar nedeniyle her sezon eleştirilerin odak noktası olan stoperler Chris Smalling ve Phil Jones’a şans vermesi ise anlaşılması zor kararlar oldu.

Mourinho’yla ilk sezonunu 6. sırada tamamlayabilen Manchester United, Community Shield’ın yanı sıra Lig Kupası ve Avrupa Ligi’nde mutlu sona ulaşarak taraftarlarını teselli etti.

İçinde bulunduğumuz 2017-2018 sezonuna 84,7 milyon Euro’ya Everton’dan Romelu Lukaku, 44,7 milyon Euro’ya Chelsea’den Nemanja Matic, 35 milyon Euro’ya Benfica’dan Victor Lindelöf’ü transfer ederek başlayan Manchester United, ara transferde de Arsenal ile sözleşmesi sona erecek Alexis Sanchez’i Manchester City’nin elinden alırken, istikrarsız performansıyla hayal kırıklığı yaratan Henrikh Mkhitaryan’ı da takasta Arsenal’a gönderdi. Bunları göz önünde bulundurarak, Mourinho döneminde United’ın transferde artık daha yüksek profilli oyunculara yöneldiğini görebilmek mümkün.

Lingard’ın performansındaki istatistiksel artış, genç yetenek Marcus Rashford’ın takımdaki rolünün büyüyerek 3 Aslan’ın (İngiltere Milli Takımı) Harry Kane’le beraber en önemli gol ayağı haline gelmesi, ve altyapı akademisinden yetişen bir başka genç Scott McTominay’ın A takımda süre almaya başlayıp İskoçya Milli Takımı’na seçilmesi, Jose Mourinho’nun United kariyerinde şimdilik öne çıkan pozitif detaylar…

Öte yandan, yapılan transferlere rağmen Mourinho yönetimindeki United, Premier Lig’de şampiyonluğun ve şampiyonluğu getirecek dominant futbolun oldukça uzağında. Sahada kompakt bir görüntü çizen Kırmızı Şeytanlar’da, kendisine yüklenen ekstra defansif sorumluluklar nedeniyle Pogba’nın yaratıcılığından faydalanılamadığı gibi, bir başka yatırım oyuncusu olan Luke Shaw’dan da verim alınamıyor. Teknik direktörü belirleyen ve teknik direktörle koordineli olarak futbolcu transferlerini yönetmesi gereken ‘Futbol aklı’ yani bir futbol direktörü olmayan Manchester United’da, Antonio Valencia’nın da artık bir sağ bek olduğunu düşünürsek, takımdaki kanat orijinli tek futbolcunun Jesse Lingard olduğunu görüyoruz… Modern futbolda, hücum beklerinden ve kanat oyuncuları ya da kenar forvetlerinden yeterli katkıyı alamayan kulüplerin, Avrupa’nın kulüpler bazındaki en büyük organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi’nde ve dünyanın en çekişmeli ligi olan Premier Lig’de mutlu sona ulaşması da oldukça zor ki Manchester United, Pogba’nın bireysel istatistikleri haricinde orta saha merkezinden de etkili olamıyor.

Bu sezon Pep Guardiola yönetiminde oynadıkları dominant futbolla Premier Lig’de şampiyonluğa ulaşması beklenen, bununla beraber Şampiyonlar Ligi’ndeki iddiasını da sürdüren Manchester City’nin gölgesinde kalan ve son olarak Şampiyonlar Ligi son 16 turunda Sevilla’ya elenen Manchester United’da, taraftarların karşılaşma sonrası yaşanan şokla beraber menajer Jose Mourinho’nun geleceğini tartışmaya başladığı sırada, Portekizli teknik adamın “Şampiyonlar Ligi’nde daha önce bu sandalyede 2 kez oturdum. Ve evinde Manchester United’ı 2 kez kupadan eledim, birinde Porto’nun, diğerinde de Real Madrid’in başındaydım. Bu başarısızlığı United ilk kez yaşamıyor” ifadeleri öfkeye neden oldu. Ancak buna rağmen United yöneticileri, göreve geldiği 2016 yazından bu yana Manchester’da ev tutmayıp, 5 yıldızlı bir otelde kalmayı tercih eden Mourinho’ya istikrar adına yeni sezon için de tam destek veriyor. 

Manchester United CEO’su Ed Woodward: Manchester United transferde, diğer kulüplerin sadece hayal edebileceği şeyleri yapabilir

2018-2019 SEZONU İÇİN PLAN HAZIR

Transfer çalışmalarına şimdiden başlayan Manchester United’ın 2018-2019 sezonuna, 10’a yakın futbolcusuyla yollarını ayırıp, bir sağ bek, bir sol bek, bir stoper ve de 2 orta saha transferiyle girmesi bekleniyor.

Ancak Deloitte Para Ligi’ne göre son 2 yıldır dünyanın en zengin kulübü olan Manchester United’ın futbol operasyonlarındaki plansızlık, “Manchester United transferde, diğer kulüplerin sadece hayal edebileceği şeyleri yapabilir” açıklamasını yapan kulüp CEO’su Ed Woodward’ın görevleri finansla kısıtlanıp bir futbol direktörü ya da futbol aklı olan bir CEO getirilmediği sürece devam edecek gibi gözüküyor. Bu da, para kazanmayı en iyi bilen kulübün, kazandığı parayı kötü kullanıp, son 5 yıldaki istikrarsızlığına istikrarsızlık eklemesi demek ki bunun finansal yansımalarını görmek de oldukça kolay. 

2013 yılından bu yana sadece futbolcu bonservislerine 673,3 milyon sterlin ödeyen Manchester United’ın, bunun karşılığında Premier Lig’de şampiyonluğa yaklaşamamış olması ve Şampiyonlar Ligi’nde de başarıdan uzak bir dönem geçirmesi yalnızca teknik direktör hatalarıyla açıklanabilecek bir durum değil. Tıpkı, 4 yıldır aynı Manchester United’ın deneyimli ve üst düzey bir stopere sahip olmamasının, ya da forvetten devşirilmemiş gerçek bir kanat oyuncusu transfer edilmemesinin teknik direktör hatasıyla açıklanamayacağı gibi…

Kaynak: HaberTürk

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ