Kamuoyu.org

MUHAMMEDİ TÜRK

Tayfun Gökhan SOYTAN

Tayfun Gökhan SOYTAN

Tarih öncesinden tarih sonrasına kadar sonsuza dek var olan Türklüğün yok olması, kıyamet alametlerindendir. Türklük insanlık tarihinin başlamasıdır. Türklüğün Anadolu’daki 10.000 yıllık geçmişi günümüzün samimi tarihçilerine göre ispatlanmıştır. İnanıyoruz ki, Türklüğün Anadolu’daki varlığı 10.000 yıl ile de sınırlı değil, çok daha eskilere kadar uzanmaktadır. Türklüğün tarihteki ilk kavim olmasının işaretleri, dünya topluluklarının mitolojik geçmişlerinde belgeler ile kayıtlanmıştır.

Kur-an’ı Kerim “Tarık” suresinde gökyüzünde bir yıldızınvarlığından bahseder, o yıldız “Sirius Yıldızı”dır. Kur-an, “Sirius” yıldızında yaşayan insan üstü ruhani varlıkların varlığından bahseder. Tefsircilerin araştırmalarına göre “Tarık” suresinin ismindeki “t,r,k” harfleri ’ ü işaret etmektedir. Bunu da Huruf (harf, kelime oluşumu) ilmi alimleri onaylamaktadır.

Sirius Yıldızı, “Büyük Köpek” takım yıldızları grubunun içinde bulunmaktadır. Yine, tesadüf olmayan isimlendirmeler ile yola çıkarak, “Büyük Köpek” olarak isimlendirilen grubun adı, yıldız bilimci olarak bildiğimiz Hz. İdris peygamber mitolojisinde “Boz Kurt” olarak anılmaktadır. Bozkurt un Türklerin sembolü olduğu, mitoloji tarihinden günümüze kadar bilinmektedir. Ve Hz Zülkarneyn’in Bozkurt görünümü ile Türk’leri Ergenekon’dan çıkardığı, hatta Bozkurt görünümü ile Tarık suresinde işaret edilen Sirius Yıldızından gelen peygamber olduğu tahmin ediliyor. Ki hiçbir şey de tesadüf yoktur. Hz. Muhammed’e (sav) Türkler hakkında soru yöneltildiğinde, “Türkler size dokunmadığı sürece siz onlara asla bulaşmayın” sözü ve yine başka hadisinde Allah’ın sözünü naklederek, “Benim bir ordum var, ben ona Türk adını verdim. Onları Doğu da yerleştirdim ve sevmediğim kavimin üzerine ordumu musallat ederim” sözleri Türklüğün insanlık tarihindeki “örnek insan” olduğuna işarettir. Hz. Muhammed,İstanbul’ un fethini gerçekleştirecek olan komutan için “o ne şerefli asker” dediği Fatih Sultan Mehmet’in elbette ki Türk olduğunu biliyordu.

Yalan tarih, Sümerlilerin ve Etilerin (Hitit) Türk olmadığını savunsa da, bilim ile kayıtlanmış gerçek tarih Sümer ve Eti’nin Türk olduğu bilincindedir. Mustafa Kemal , Etibank ve Sümerbank’ları kurarak, ve özellikle bu isimleri vererek, tüm dünyayı aldatan tarihçilere ve emperyalist devletlere “Anadolu hep Türkler’e aitti” mesajını veriyordu. Fatih Sultan Mehmet, “Romaİmparatorluğunu kuranların Truvalı Etrüskler olduğu”nu İtalya Kralına söyleyerek aslında İtalyanköklerinin Türk olduğunu hatırlatıyordu. Homeros, Truva topraklarında dokuz kat katman olduğunu ve en alt kanmanda yaşayan ırkın sadece Anadolu Türk ırkına ait olduğunu bilerek, Anadolu’nun gerçek sahiplerinin Türkler olduğunu bildiriyordu. Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşından sonra “Truva’nın öcünü bir kez daha aldık” diyerek, Truvalılar’ın Türkler olduğunu işaret ediyordu. Ve yine Aziz , batan Atlantis kıtasından binlerce yıl önce varlığı kabul edilen “Mu Kıtası” yerlilerinin Türkler olduğunu uzun araştırmaları ve yabancı tarihçilerin, bilim adamlarının onayları ile dünyaya ispat ediyordu.

Hz. Muhammed’in hala tartışmalara sebep olan “Ben Kureyşliyim ama Kureyşli benden değil..” sözü ile ne demek istiyordu? Neden Hz. Muhammed’in Türk’lere karşı özel bir ilgisi vardı? Yahudiler, Hz Muhammed (sav) e neden Hz Zülkarneyn’i de sordular? Hz Zülkarneyn’nin Türklerin atası olan Bilge Kaan (Oğuz Kaan) olduğu, Türk olduğu tezinin güçlendiği bu son zamanlarda, Yhudiler bu soruyu Hz Muhammed (sav) ’e neden sorduğu düşündürüyor. Neden Arabistan arşiv kayıtlarında Hz. Muhammed’ in Arap ırkından olmadığı, hatta Türk olduğu tüm dünyadan saklanıyor? Hz. Muhammed’ in Sümer ırkından geldiği neden saklanıyor. Neden Allah Türk ırkına “Benim Ordum” dedi? Ve yine neden “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok”? Neden hep Türklere iftira atılır? Neden tarihimiz yalanlanır? Neden Fatih Sultan Mehmet döneminden sonra tarihimize hep yalanları soktular? Neden İspanya’dan göç eden Yahudilerin saraylarda ve arşivlerde görevlere başlamasından sonra çok ünlü “Oğuzname kitabı” kayboluyor. Neden, neden, neden…? Bin yıllardır kimler uğraşıyor Türkler ile Kimler uğraşıyor bilmiyoruz ama, sadece Türkleri karalamak için yetişmiş yüzlerce profesyonel organizasyonlar var. Atatürk’ün dediği gibi “dahili ve harici bedbahtlar” olabilir. Yine Atatürk’ün “Kanını taşıyandan başkasına inanma! ” sözü ile işaret ettiği dahili bedbahtlar kimler (!) olabilir acaba? Oysa Türk, koruyandır, hoşgörülüdür, af etmesini bilendir, karşılıksız vermesini bilendir, karakteri yüksektir. Neden Türk’lere böylesine düşmanlık güdülüyor?

İşte bu sorunun cevabı da “Yaradılış gayesi”nin esaslarında gizlidir. Evet Hz Muhammed (sav) ’in Türklere olan özel ilgisi ve Allah’ın Türk’lere “Benim Ordum” demesinin nedeni yine yaradılış gayesinin esaslarında gizlidir. Çünkü “Türk” ırkı Hz Adem den beri Müslümandır. Allah, kendisine iman etmesi için insanı,ve insanı da imanından vazgeçirmesi için de şeytanı yaratmıştır. Şeytanın görevi insanı Allah’tan uzaklaştırarak, insana “yaradılış gayesi”ni hissettirmemek ve “benlik duygusu” nu yüklemektir. Şeytanın görevi Hz Adem den beri Türk’ e düşman olmaktır. Çünkü Türk, Hz Adem den beri Müslümandır. Tarihte ve günümüzde Şeytan’ın emrine girmiş olan insanlar tüm benlikleri ile müslümanlığa ve özellikle Türklere zulüm etmektedirler. Fakat, geçmiş tarihte böyle zalim devletlerin başlarına öyle belalar musallat olmuş ki, yaptıkları zulüm karşılığında yıkılıvermişler. Allah o zalim ülkelerin başına “benim ordum” dediği Türkleri musallat etmiştir hep.

Zalim Çin İmparatorluğuna 6.000 km devasa set yaptıran, 2.000 yıllık Batı ve Doğu Roma İmparatorluklarını yıkıp zulümlerine son veren, Avrupa engizisyon düzenine tokat gibi çöküp son veren, İslam’ın bayraktarlığını Arap’lardan alıp, İslam’ın yayılmasını sağlayan hep Allah’ın “benim ordum” dediği Türkler olmuştur.

Allah şeytana teslim olan ülkelerin yıkılması için Türkleri kullanmış ve “Ordum” demiştir. Hz. Muhammed ise amacına hizmet edecek tek ırkın kendisi gibi Türkler olduğunu bildiği için, Türk’lere sempati ile bakmıştır. Yabancılar ise, dünyayı ele geçirme gayesi ile oluşturdukları şeytan odaklı emperyalist ülkelerin eninde sonunda Türkler tarafından yok edildiğini bildikleri için, ve tarihin hep tekerrür ettiğini gördükleri için Türkleri sevmezler. İftira atarlar, tarihimizi yalanlarlar ve yok etmeye çalışırlar. Oysa ki Türkler en asil insanlardır. Yabancılar bunu bilirler ama içlerine sindiremezler. Çünkü Türkler savaşta ve barışta asil davranışlarını her ortamda göstermiştir. Ama bu bilinse dahi göz ardı edilir, çünkü yabancı milletlerin gayesi Türk ırkını köle haline getirmektir.

Türklük bilincinin tam anlamı ile şuurlara yerleşmesi ve böyle bir “Türklük Bilinci” ile Türk’ün her işine “Allah’ın ordusu” sıfatı ile sarılması, atamız Bilge Kağan’ın “Ey Türk! titre ve kendine gel! ” sözünün işaret ettiği mananın içinde, Türk’ün asil ruhunda gizlidir.

Velakin; Atalarımız, Türklüğü ile öğünerek değil, İslam’ın önderliğini yapıp, uygulayarak öğünmüştür. Atalarımız bu terbiye ile yaşadılar ve bu terbiye ile İslam’ı yaydılar. Atalarımız, sadece Türk olduğu için değil, İslam bilincinde Türklüklerini yaşadıkları için tüm dünyaya kucak açabildiler. Türklük ile öğünmek Türk’e yakışmaz, çünkü Türklüğün üzerinde İslam bilinci ve onun üzerinde de Allah vardır. Öncelikle Allah’ın kuluyuz, sonra Müslüman ve sonra da Türk’üz. Hiçbir şey, Allah’ın kelamı olan Kur-an’ın getirdiği İslam bilincinden üstün tutulamaz. Allah katında ırk ayrımı yoktur. Çünkü tüm insanları o yarattı.

Türklerin İslam’ın yayılmasındaki başarılarını, Türklük gururu ile değil, Müslümanlık şerefleri ile gerçekleştirmiştir. Kendini Türk hisseden şahıslar öğünecek ise işte bu yüzden öğünmelidir. Türk, İslam’a ve Allah’a hizmet ettiği için asildir, başka bir meziyeti için değil. Elbette ki Türk’ün bilgeliği, hoşgörüsü ve insan gibi yaşaması, İslam’ı tanımadan önce de var idi. Elbette ki Türk ırkı cesur, mert, ve cömert idi. Ama, ancak İslam’a olan hizmeti ile asil olabilir. Ki, Yüce Allah’ın hiçbir ırkın yardımına ihtiyacı yoktur. Türk ırkı, Allah tarafından İslam’ı yaymak için kullanılan bir vesiledir sadece. Eğer Türk öğünecek ise, ancak böyle bir sebebe vesile olduğu için öğünebilir. Atatürk’ün bu olguyu anlayıp ta söylediği gibi “Tek üstünlüğüm Türk olarak doğmandır’

Türklüğün örfü, terbiyesi, adaleti, hoş görüsü, sadıklığı İslam’daki “yaradılış Gayesi” ne öyle güzel uymaktadır ki, Hz. Muhammed (sav) insanlığa olan hizmetinin Türkler ile devam edeceğini söyledi. Allah ise, şeytanın amacına engel olacak tek ırka “benim ordum” dedi. İşte o ordu, Müslüman-Türk ruhu ve karakteridir. Yani ruhunda Türklük olgusunu tam anlamı ile yaşayabilen (saygılı, edepli, adaletli, hoşgörülü, cömert, mert ve yiğit) Türk’tür. İslam inancını benimseyebilen ve tasavvufu ile Hakikat ilmi ile, Marifeti ile algılayıp yaşayabilen Türk, işte bu Türklük olgusu ile İslam’a uygundur, sadece Türk ırkından olduğu için değil. Aynı, İslam’a en büyük hizmeti vere en son lider Atatürk gibi…

Türk-İslam meziyetini bilen ve yaşayabilen Mustafa Kemal Atatürk, “Türk ordusu”nun gücü ile tüm şeytan odaklı emperyalizme savaş açmış ve dünyanın gözü önünde süper güçleri dize getirmiştir. “Türk ordusu” emperyalizme öyle güzel bir tokat atmıştır ki, Müslüman Türkleri kendine örnek alan diğer sömürge ülkeler, teker teker emperyalizmin şeytani sömürüsünden kurtulmaya başlamıştır. Emperyalizm, şeytan imparatorluğudur. Cihan harbinde tarih yine tekerrür etmiş “Allah’ın ordusu” olan Türk’ün İslam ruhu, şeytan imparatorluğuna bir tokat daha atarak tüm dünyaya rezil etmiştir.

Allah, sevmediği bir kavime “Allah’ın ordusu” sıfatındaki Müslüman Türk’ü hep musallat edip yok etmiştir. Çin İmparatorluğu’nu Tavas Savaşında yenerek, İslam’ın selametini sağlayan ordu, işte o ordudur. Dünya’yı Roma İmparatorluğu’nun emperyalist şeytani düzeninden ve egemenliğinden kurtaran, işte o ordudur. Dünya halkının, Roma asilzadelerini tanrısallaştırıp kölesi halinde yaşamalarına engel olan, işte o ordudur. Cihan harbinde emperyalizmi yenerek, dünya mazlum ülkelerine verdiği bu cesaret ile sömürüden kurtulmalarına sebep olan ordu işte o ordudur.

“Allah’ın ordusu”nun yok ettiği Roma İmparatorluğu tekrar tekrar kurulmak istense de başarıya ulaşılamamıştır. Tarihte; Avusturya-Macaristan birleşmesi, Alman-Fransız İttifakı, Napolyon’un Büyük Fransa’sı, Hitler’in Mussolini ile olan ittifakı hep Roma İmparatorluğu’nun tekrar kurulma gayesini içermektedir. Günümüzde ise; amaçlarına bir türlü ulaşamayan Avrupa, şimdi de Avrupa Birliği (AB) ile karşımıza dikilmektedir. Zamanın Roma İmparatorluğu ne ise, günümüzde de AB ve ABD ‘ si aynıdır, değişen bir şey yoktur. Tarihte yedikleri tokatların intikamlarını Türk-İslam halkından lime lime çıkarmaktadırlar. Emperyalizmin tek amacı, Allah’ın varlığına rağmen İnsan (elit tabakası) dan tanrılar yaratıp halkların onlara tapması ve itaat etmesidir. Globalleşme ve Küreselleşme düşüncesinin çıkış sebebi bu şeytani düşüncedir. Emperyalizmin bu amacına engel gördüğü tek ırk, sadece ve sadece Müslüman Türk ırkıdır. O tek engel de ortadan kalkacak olur ise, Roma İmparatorluğu’nun 3000 yıldır başaramadığı hayali gerçekleşir. Tek engel Türk ırkı ise, bizlerde gerçekten ”engel” olabildiğimizi tekrar göstermek zorundayız. Bu düstur, Ötüken diyarlarındaki Bilge Kağan’lardan, atalarımızdan, şehitlerimizden, İslam’ın felsefesinde bize emirdir.

Atatürk, Türk manevi gücünün İslam’ın yaradılış gayesine uygunluğunu öyle güzel hissetmişti ki, “Tek üstünlüğüm Türk olarak doğmuş olmamdır” diyerek, “Ey Türk! titre ve kendine gel” sözünün sahibi olan Bilge Kağan’a selam göndermektedir sanki. “Yaradılış gayesi”nden anlamış olmalıyız ki, Türk ırkının yaradılış sebebi İslam’a hizmettir, Hakikati dillendirmektir.. Aksi halde, ne Hz Muhammed’in Türkler’ e olan sevgisi olurdu, nede Türkler “Allah’ın Ordusu” sıfatını alabilirlerdi.

Şimdi Bilge Kağan ve Atatürk ne müthiş söz etmişler.

“EY TÜRK! TİTRE VE KENDİNE GEL..! ” “MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR! ”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ