Kamuoyu.org

Oben Budak: Soyunmak gişe getirmez

Oben Budak: Soyunmak gişe getirmez
  • MEDYA MAGAZİN
  • 09 Nisan 2018
  • Oben Budak: Soyunmak gişe getirmez için yorumlar kapalı
  • 264 KEZ OKUNDU


ekibi bu hafta, ’ın kendi hayatını anlattığı filmi ‘’nin afişi için çırılçıplak objektif karşısına geçmesini masaya yatırdı



HT MASA ekibi bu hafta, Hülya Avşar’ın ‘Selfi’ filminin afişindeki çıplak pozunu, Burcu Esmersoy’un evlilik hazırlığı yaptığı Berk Suyabatmaz’ın eski sevgilisi Ayşe Özyılmazel’le arkadaşlığını, Bensu Soral’ın “Evlendikten sonra apartmanda bile otururum” çıkışını, Demet Şener’in Youtuber’lığa soyunmasını ve magazin dünyasında sık görülen dolandırıcılık yöntemlerini masaya yatırdı.

ESİN ÖVET: Eğer Ayşe ile Berk Suyabatmaz kötü ayrılmadılarsa Ayşe, Berk’le de görüşür, eski arkadaşı Burcu ile de. Ayrılık güzel olduysa, çirkinlik yaşanmadıysa insanlar birbirlerine selam verebilir, arkadaş olabilir.
: İlginç değil çünkü söyledikleri doğru. Burcu ve Ayşe eski arkadaş. Ayşe için bitmiş gitmiş bir hikâyenin Burcu’nun hayatında yeniden filizlenmesinin bir değeri olduğunu sanmıyorum. Ayrıca Berk Suyabatmaz da aşırı derecede nazik biri, eski sevgilisini görünce suratını çevirecek adamlardan değil.
İPEK DURKAL: Vallahi söylenecek her şeyi Burcu Esmersoy söylemiş zaten. Ayşe ile Berk flört etmiş, anlaşamamış ayrılmışlar. Üzerinden yıllar geçmiş, her ikisi de başka insanlarla birlikte olmuş. Pek tabii karşılaştıkları yerde selamlaşacaklar, sohbet edecekler. Üstelik Burcu’nun da dediği gibi Burcu ile Ayşe yıllar öncesinden tanışı- yor. Ne yapsalardı yani, birbirlerine surat mı assalardı, küsseler miydi…
KADİR KAYMAKÇI: Arkadaş tepki gösterse “Tepki gösterdi” diyoruz. Göstermiyor, “Tepki göstermedi” diyoruz. Biz de az değiliz yahu! Ne var bunda,? Bravo Burcu Esmersoy’a…
BÜLENT İPEK: Bu magazin camiası, ünlüler âlemi, ‘enterteymınt’ piyasası ya da ismine her ne dersek diyelim, aslında küçük bir âlem. Yaklaşık yarısı birbiriyle samimi arkadaş, diğer yarısı da sadece arkadaş. Camianın ya da bu âlemin dışında kalmayı göze almıyorsanız yalandan küslüğe gerek yok. Doğrusu bu.

E.Ö.: Ben gayet samimi buldum. Hülya Avşar kendi tavrından hiç ödün vermiyor. İşini yapıyor. Demek ki bu posterin böyle olması gerekiyordu ve böyle yaptı. Başkası istiyor diye değil, başkasının gözüne girmek için kendi istediği şeyi yapıyor.
O.B.: Soyunmak gişe getirmez. Samimiyet ve Hülya Avşar bir araya gelemeyecek kadar uzak. Madonna da 1991 yılında benzer bir poz vermişti. Samimiyet ve Hülya Avşar bir araya gelemeyecek kadar uzak bence. 1991 yapımı ‘In Bed with Madonna’ isimli belgeselin kapağında Madonna aynı şekilde yatakta uzanıyor ve kendi hayatından kesitler veriyor. Hülya Hanım’ın hayatı Madonna’nınki kadar renkli mi bilemedim.
İ.D.: Esin bununla ilgili yazdı, çok da doğru yazdı. Başkaları gibi her dönem değişen bir kadın değil. Hülya Avşar bildik bileli marjinaldi ve onu ayrıcalıklı yapan da bu. 
K.K.: Yapımcı, yönetmen, oyuncu, set, ışık, makyaj, tek kişilik dev kadro… Hülya Avşar’ın gelecek tüm eleştirileri, sosyal medyadaki mavraları, alayları, caps’leri göze alıp böyle bir işe ‘soyunması’ gerçekten büyük cesaret! Samimi ya da değil ‘selfie’sine güvenen buyursun soyunsun!
B.İ: Hikâyesiyle örtüşen muhteşem bir film afişi. Fikir kiminse bravo. Hülya Avşar’ın yazdığı, yönettiği ve oynadığı otobiyografik filmini kendisine ait çıplak fotoğraftan daha iyi ne anlatabilirdi ki? Afişin verdiği mesaj şu bana göre: “Tüm çıplaklığımla bu filmdeyim. Sansürlediğim, sakladığım hiçbir şey yok.” Hülya’nın filminden bu anlamda afişin hakkını verecek içerik beklemek hakkımız.

E.Ö.: Samimi bir açıklama yapmış. “Biz mutlu olduktan sonra yalı dairesi ya da normal apartman dairesi ne fark eder” diyor.
O.B.: Âşıklar çünkü, nerede yaşadıklarının çok önemi yok. Ayrıca paranla yalı bile alsan lince uğrama riskin var, bu yüzden açık etmemiş de olabilirler tabii. 
İ.D.: Tıpkı Yasemin Özilhan’ın “3-5 bin liraya da şıklık mümkün” sözleri gibi tarihi ve çok samimi bir pot. Ne diyeyim, gülüyorum hâlâ.
K.K.: Eskiden anne-babalarımız “Biz evlendiğimizde bir halının üzerinde oturduk, aylarca hiç eşyamız yoktu” filan derlerdi. Bensu Soral, mütevazılık sınırını ‘apartman katı’na çıkarmış! Cümledeki ‘bile’ olmasa iyiymiş. 
B.İ.: ‘İki gönül bir olunca apatman dairesi yalı olur’ demek istemiştir. Yoksa kendisinin Bursalı, orta halli bir ailenin apartmanda büyüyen çocuğu olduğu biliniyor.

E.Ö.: Ülkem Güçsav’ın dolandırıcı çıkacağı kimin aklına gelirdi? Son zamanlarda ‘sosyetenin ünlü ismi’ diye yazılıyordu Ülkem’in fotoğraflarının altına. İndhira Taşpınar mesela. Eda Taşpınar’ın melez yengesi. Bir gecede sırra kadem bastı. Kim bilebilirdi? Sanat dünyasını aracı kullanmak kolay bir sistem. Çok dikkat etmek gerek ama nasıl? Çok zor gerçekten. Düşünün ünlü kadınlar şokta hâlâ. “Biz nasıl inandık Ülkem’e” diyorlar, başka bir şey demiyorlar.
O.B.: Dolandırıcılık yeni iş kolu oldu sanki. Ben de yakın arkadaşlarımdan biri tarafından dolandırıldım ve hâlâ inanamıyorum olan bitene. İnsanlar o kadar profesyonel hareket ediyor ki hak yemeyen, doğru insanların bunu algılaması çok zor.
İ.D.: Bir de eski oyuncuların adını kullanarak para toplama hikâyeleri var. Kaç kişi dolandırıldı öyle…
K.K.: İster tavuk, yumurta, süt, inek olsun isterse sanat yönetmeni falan filan insanlar karşılarına bir parça menfaat fırsatı çıkınca hemen değerlendirmek istiyor, sonuç dolandırılmak! Üzücü tabii… Magazin dünyasına özel bir yöntem var mı bilmiyorum doğrusu… Ama bu muhasebeci dolandırması türü şeyler Hollywood yıldızlarının da başına geliyor!
B.İ.: Dolandırıcılar magazin camiasında çok eskiden beri türlü yöntemlerle varlar. Mesela sahte afiş basıp bilet satan konser dolandırıcıları var. Anadolu kasabalarında ve Almanya’da hâlâ ‘iş’ yapabiliyorlar. Sanatçının vergi parasını iç edip milyonlarca borç bırakan muhasebeciler tükenmiyor. Teknolojiye de ayak uyduruyorlar. “Sizi sosyal medyada patlatacağım” şeklinde vaatlerle sanatçılardan aldıkları fahiş danışmanlık ücretlerinin minik kısmıyla sahte takipçi, tık, yorumcu satın alıp dolandıran zamane üçkâğıtçıları çoğaldı mesela.

E.Ö.: Televizyonlar böyle gittiği sürece daha çok sürer. 
O.B.: Yeni para kaynağı Youtube… Ben sosyeteye de yansıyacağını, sosyetik hanımların da kendilerine kanal açacağını düşünüyorum. Çünkü bir süre sonra Instagram eskisi gibi popüler olmayacak.  
İ.D.: Dünyanın trendi bu. Eğer Youtube kanalını doğru kullanırsan geleceğini garanti altına aldın demektir.
K.K.: Herkes bir gün 15 dakikalığına ‘Youtuber’ olacak… Önümüzdeki dönemde birçok ünlünün “Ya tutarsa” diye Youtube’a ‘maya’ çalacağına eminim…Önemli olan “Benim Youtube kanalım var” diye kıytırık işler yapmak değil. Özgün içerik üretebilenler kalıcı olacaktır. Gerisi bir tatlı heves olarak sanal dünyada bir hoş seda olurlar o kadar.   
B.İ.: Maalesef pek bir yere gitmez. Aldıkları ‘tık’ sayısının ortaokul çağındaki orta halli bir fenomenin çeyreği kadar olmadığını gördüklerinde vazgeçerler ‘Youtuber’lık sevdasından. Youtuber’lık, Youtube’la büyümüş gençlere özgü bir kavram bence. Youtube’da kanal açabilirler, iyi de yaparlar, o başka bir şey. Cevabını merak ettiğim bir soru da herkes Youtuber olduğunda bu kadar videoyu kimin izleyeceği?

Kaynak: HaberTürk

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ