Kamuoyu.org

Psikiyatr Prof. Dr. Semerci: Kimyasal hadım da cezaları aşırı artırmak da kesin çözüm değil

Psikiyatr Prof. Dr. Semerci: Kimyasal hadım da cezaları aşırı artırmak da kesin çözüm değil
  • GÜNDEM
  • 01 Nisan 2018
  • Psikiyatr Prof. Dr. Semerci: Kimyasal hadım da cezaları aşırı artırmak da kesin çözüm değil için yorumlar kapalı
  • 144 KEZ OKUNDU


Çocuk ve Ergen Psikiyatrı , çocuklara yönelik cinsel istismara karşı uygulanacak yeni yaptırımları yorumladı. Bilgisayar ve sosyal medya bağımlılığını hakkında da konuşan Semerci, “Çocuklar 3 yaşına kadar elektronik eş- ya görmemeli. 15’ine ka- dar cep telefonu ve sosyal medya yasak olmalı.” dedi


Çocuklara yönelik cinsel istismara karşı yeni yaptırımlar yolda… Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, yeni yasa taslağıyla ilgili çalışmaları bitirdiklerini ve bu hafta Meclis’e getireceklerini açıkladı. Peki yeni yasal yaptırımlar nasıl olmalı? çözüm mü? Kanunların ötesinde, aileler çocuklarını istismardan koruyabilmek için neler yapmalı? Gazete Habertürk’ten Kübra Par, akıllardaki soruları sormak için konunun Türkiye’deki en önemli uzmanlarından Çocuk ve Ergen Psikiyatrı Prof. Dr. Bengi Semerci’nin kapısını çaldı. Yalnızca cinsel istismar değil, son dönemde ailelerin en çok dert yandığı bilgisayar ve sosyal medya bağımlılığını da konuşuldu. Prof. Dr. Semerci’ye kulak verecek olursanız, bu hafta sonu çocuklarınıza karşı küçük bir harp başlatmanız gerekebilir! 

– Cinsel istismara karşı cezaları düzenleyecek yeni yasa tasarısının bu hafta Meclis’e gelmesi bekleniyor. Nasıl bir yasa olacağı merakla bekleniyor. İdeali nedir, nasıl bir yasal düzenleme yapılmalı?

Türkiye’de haber olan, basının ilgisini çeken bir istismar olduğu zaman herkes ayağa kalkıyor ve “Cezalar artırılsın” diyor ama dünyada hiçbir suç cezalar artırıldığında bitmemiş. Dolayısıyla da önemli olan koyduğunuz yasaları doğru uygulayabilmektir. Şu anda zaten 2005 yılında değişen kanuna göre birçok ülkeden daha fazla cezası var.

– Şu anki yasanın problemleri ne?

Ceza artırma amacıyla yine son bir değişiklik yapıldı ama ‘sarkıntılık’ kategorisi eklendi. Sarkıntılık adı altına hâkim istediği şeyi sokabilir. Onun cezası şikâyete bağlı olarak değişti. Halbuki çocukta şikâyete bağlı bir süreç olmaz. Kanunda hiçbir şekilde yer almamasına rağmen, “Rızası olduğu için” ifadesini kararlarda görüyoruz. Çocuk olduğu zaman rıza diye bir şey de söz konusu olamaz. İyi hal indirimi gibi ceza indirimlerinin ve yine hâkimin inisiyatifinde olan şeylerin, söz konusu çocuk olduğu zaman uygulanmaması gerekiyor.

– Çocuk derken de 18 yaşın altını kastediyoruz. 15-17 yaş arası çocuklar tacize uğradığında bunlarda ceza indirimi uygulamak, “Gönüllülük esası vardı” demek kesinlikle bir çözüm değil, değil mi?

18 yaşın altı çocuktur. Kanunumuz 15 yaşı sınır alıyor ve 15-17 yaş arasında kalan çocuklarda bir sürü başka şey rol oynuyor. 18 yaş çocuk yaşı, dolayısıyla bunun ona göre düzenlenmesi gerekiyor. Tabii ki yaşıtlar arasındaki ilişkide, bazen cinsel istismarın faili de 18 yaşın altında olabiliyor. Onu da bir erişkin gibi yargılamak ya da “Ne yapalım? Çocuktur, olmuş” demek de doğru değil. Bazı tedbirli kararların alınması, yaptırımların uygulanması gerekiyor ama amacın o çocuğun tedavi edilmesine yönelik olması önemli. Son değişiklikten önce, cinsel istismar sonucu ruh sağlığı ağır bir biçimde bozulursa ceza artırılıyordu. Bunun tespiti için mağdur uzman hekime muayeneye gönderiliyordu ve gidince tedavi başlıyordu. Ama bu madde kaldırıldı ve bir anlamda çocukların tedavisi önlendi. Mağdur çocuğun uzman hekime gönderilmesi açıkca kanuna konulmalı. İster fail olsun, ister kurban olsun, çocuk olduğu zaman defalarca ifade vermemesi gerekiyor. Çocuğun ifadesini almak bir uzman işidir. “Çocuk İzleme Merkezleri’nde (ÇİM) bir uzman olacak, savcı ve görevliler de o ifadeyi ayna arkasından izleyecek. Çocuk bir kapıdan girecek, diğer kapıdan çıktığı zaman muayenesi, tıbbi raporu her şeyi bitmiş olacak” denildi. Ama her şehirde ÇİM yok, dolayısıyla da bu çok iyi işlemiyor. Bunun iyi işler hale getirilmesi gerekiyor. Bir de kanunda “Hâkim bir kez dinleyebilir” maddesi var. Bu mahkeme salonunda, tacizcisiyle ve bir sürü insanın önünde olmamalı. Hâkim dinlemek istiyorsa da özel bir yerde, uzman eşliğinde olmalı. Biz hiçbir zaman çocuklara direkt soru sormayız. “Hadi anlat bakalım, sana ne yaptılar?” gibi bir soru sormak, çocuğun korkmasına ve daha çok travmatize olmasına da neden olabilir.

– “Geleneksel olarak bazı kültürlerde 16 yaşında evlilik çok normal. Ne yapalım? Bu toplumsal bir gerçekliktir” diyorlar. Buna karşı ne yapılmalı?

Bir şeyi savunurken, yasal olmayan başka bir şeyle onu savunamazsınız. Burada önemli olan çocuğun yararıdır. Kültürlerde normal karşılanıyor diye, hem evlenen çocukta hem de onun dünyaya getireceği çocuklarda ortaya çıkacak sakıncaları göz ardı edemeyiz. Kültür yanlış ise o da değişebilir. 16 yaşındaki bir çocuğun yeri okul olmalı. 16 yaşındaki çocuk “Ben uyuşturucu kullanacağım” dediği zaman, “Ne yapalım? Öyle istiyor” diyor muyuz? 16 yaşında ehliyet almak istediği zaman izin veriyor muyuz? Bütün bunlara “Hayır” derken, âşık olup evlenmesine “Evet” mi diyeceğiz? Resmi evlilik yaşının mutlaka 18’e çıkması lazım. Erken yaşta evlilikler cinsel istismardır. 

‘ERKEK ÇOCUKLARI İSTİSMARA UĞRADIĞINDA AİLELER GİZLİYOR’

– Kız çocuklarının cinsel istismarıyla erkek çocukların cinsel istismarı arasında rakamsal olarak bir fark var mı?

Kız çocuklarında yüzde 52 gibi bir oran varsa, erkek çocuklarında da yüzde 48 gibi bir oran söz konusu. Ama erkek çocuklarıyla ilgili adli makamlara başvuru daha az. Çünkü aileler, ‘Homoseksüel’ diyecekler, cinsel kimliğiyle ilgili tartışmalara yol açacak diye erkek çocuklarının cinsel istismarının duyulmasından daha çok endişeleniyorlar. Kız çocuğununki namus meselesi olarak görülüyor ama diğerininki erkekliğine yapılan bir şeymiş gibi algılanıyor.

3 YAŞA KADAR TV, 15 YAŞA KADAR SOSYAL MEDYA VE CEP TELEFONU YASAK, İNTERNET GÜNDE EN FAZLA 1 SAAT!

– Çocuklarda internet bağımlılığı var. Küçük yaştan itibaren hepsinin elinde telefon, tablet… Yeni kuşak ve internet bağımlılığı konusunda nasıl bir yol izlenmeli?

Hiçbir çocuk tableti, telefonu bilerek doğmuyor. Anne-babalar bilgisayar, tablet ve televizyonu çocuk bakıcısı sanıyorlar. Kendilerini de “Çocuğun zekâ gelişimini etkiliyor” diye kandırıyorlar. Hayır, çocuğun zekâ gelişimini bire bir oynanan oyunlar etkiler. Zaten belli bir yaşa kadar çocukların bunları görmesi bile yanlış.

– Kaç yaşına kadar görmemeliler?

3 yaşa kadar televizyon dahil hiçbir elektronik alete çocuğun ihtiyacı yok. Çünkü bu dönem, çocukların beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönem ve çocuklar televizyondan ya da tabletlerden öğrenmezler; elleyerek, dokunarak, çekmeceleri açıp kapatarak öğrenirler. 15 yaşa kadar bu aletlerin hepsi ortak alanda durmalı. Çocuğun neler yaptığını görmelisiniz. Zaten yasal olarak 18 yaşına gelene kadar sosyal medyada hesap açmaları yasak, 15 yaştan önce aile de izin vermemeli.

– “15 yaş altındakilerin sosyal medya hesabı olmaması gerekiyor” dediniz ama bugün sorsak o kadar çok çocuğun sosyal medya hesabı var ki; aileler ne yapmalı?

Denetleyecekler. Bir kere hesaplar kapalı olmalı. Herkes oraya ulaşamamalı. İkincisi de anne-baba çocuğun ne paylaştığını, kimlerle paylaştığını görmeli. Dolayısıyla anne-babanın da teknolojiye hâkim olması gerekiyor. Ayrıca 15 yaşın altındaki çocukların cep telefonuna da ihtiyaçları yok. Ama olduğunu varsayalım. Anne-babaların, bir kere kesinlikle şifrelerini bilmeleri ve ne paylaştıklarını, ne konuştuklarını her gün kontrol etmeleri lazım. Bu aletlerle sokak çocuğun odasına giriyor. Okulda sınıf arkadaşıyla çekilmiş bir fotoğrafını koyan bir çocuğun “Ben buna fotomontaj yaparım, bunu çıplak gösteririm. Benimle buluşman gerekiyor” diye tehdit edildiği vakaları biliyorum.

– Oyun bağımlılığı da çok arttı. Bir çocuğun bilgisayar başında geçirmesi gereken ideal süre nedir?

Dediğim gibi, 3 yaşa kadar hiç gösterilmemeli. Sonra 3-6 yaş arasında yine tablete gerek yok ama bazı oyunları birlikte oynamak, televizyonu birlikte izlemek gerekir. Okul çağında ise günde en fazla 1 saat.

 

‘SOSYO-EKONOMİK DÜZEYİ YÜKSEK AİLELERİN ÇOCUKLARI FLÖRT ŞİDDETİNE MARUZ KALIYOR’

– Cinsel istismar konusunda sınıfsal, toplumsal farklar var mı?

Sosyo-kültürel ya da ekonomik açıdan çok fark görülmüyor. Belki oluş şekli fark ediyor. Türkiye geniş bir ülke. Bölgeler arasında da kültürel olarak farklılıklar var. Erken yaşta evlendirme ya da erken yaştaki çocukların büyük insanlarla evlendirilmelerinin doğal karşılandığı kültürlerde daha legal bir kisve altında yapılıyor. Sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi daha yüksek ailelerin çocuklarının flört etmeleri daha kolay ama müthiş de bir flört şiddeti var ve bunun sonrasında da istismar olabiliyor.

– Flört şiddeti nedir?

Hem psikolojik baskı hem bir şekil zorlama. Flört şiddeti sadece cinsel istismar değil; haklarını kısıtlama, giyimine karışma, kimlerle konuşacağını kısıtlama da bunun içine giriyor. Çocuklar bunları hep, “Beni sevdiği için kıskanıyor, kıyafetime karışıyor, çünkü beni çok seviyor” diye öğreniyor. Hayır, seven biri size bir kısıtlama getirmez. Belli bir düzeye gelene kadar da özellikle kız çocuklarının bunu anlaması çok zor oluyor.

– Belli kesimlerde aileler çocuklarının ergenlik çağında flört etmelerine daha hoşgörüyle yaklaşıyor. Ama bu yeni problemler mi doğuruyor?

Kesinlikle. 18 yaş öncesi cinsellik, çocuk için doğru değil. Adına özgürlük ya da evlelik demek sonucu değiştirmiyor. Eskiden madde bağımlılığı, erken yaşta cinsel ilişki, suça karışma gibi şeyler hep daha düşük sosyoekonomik düzeydeki ailelerde düşünülürdü. Ama şimdi üst sınıf ailelerde de oluyor. Bu, aile ile çocuk arasındaki ilişkiyle de bağlantılı. Dolayısıyla çocuğa maddi açıdan her şeyi verip onunla zaman harcamayan, çocuğunu kontrol etmeyen aileler de yine aynı oranda anti-sosyal kişilik bozukluğuna yol açacak şekilde yetiştirmeye neden oluyor.

‘CEZALAR AŞIRI ARTINCA, HÂKİMİN SERBEST BIRAKMA ORANI DA ARTIYOR’

– Peki, ideal yasa nasıl olmalı?

Bir kere cezaları daha da artırmak, “Ömür boyu hapis olsun, hiç çıkmasınlar” gibi şeyler, hatta halktan gelen seslere de bakarak idam getirmek akıllıca değil. Cezalar orantısız arttığı zaman, bu sefer hâkimlerin serbest bırakma oranları da artıyor. Çünkü bu vebali kendilerince almak istemiyorlar. Suç ile orantılı her konuda olduğu gibi doğru cezalar uygulanmalı. Tabii ki bu kişiler çıktıktan sonra çocuklarla ilgili işlerde çalışmamalı ama bir taraftan da çalışabilecekleri işler de olması gerekiyor ki kontrol edilip aynı süreci yaşamasınlar. Birçok uzmanlık alanının ortak çalışıp birlikte karar vermesi gereken bir süreç. Tabii ki yasa yazımı hukukçuların işi ama sonuçta o yasanın oluşturulması sadece basit yasal hükümlerle gerçekleşecek bir şey değil.

– Yeni yasa hazırlanırken siyasetçilerden size gelip danışan oldu mu?

Psikiyatrlara danışan olduğunu sanmıyorum. Meclis’e anlatmaya çalışıyoruz ama taslak üzerinde çalışan grubun içine çeşitli alanların uzmanları girmiyor.

– Kimyasal hadım çözüm mü?

Kimyasal hadımdan kasıt, cinsel isteği baskılayacak bazı ilaçlar verilmesidir. Bazı ülkelerde uygulanıyor ama bu istismar yapan her kişiye uygulanan bir şey değil. Çünkü istismar yapan her kişi de pedofili değil. Pedofili bir hastalık ve tanımı ayrı. Dolayısıyla bunun yasalara iyi oturtulması lazım. Herkese uygulanması etik değil. Kastrasyon ancak bir hekimin karar verebileceği bir şeydir ve birçok farklı şey gözetilerek uygulanır. Cinsel isteği bastırıyor ama bir sürü de kanser yapıcı, kalp hastalığına yol açıcı ciddi yan etkileri var. Hekim olarak siz birini kontrol etmeden “Ne yapalım? Çocuk istismarcısı. Verelim, ne olursa olsun” diyemezsiniz. Bu ilaçlar, birçok şeyi göz önüne alarak uygun vakalara verilebilir. Böyle bir yasa çıkar ve herkese uygulanacağı söylenirse, ben hekim olarak böyle bir şeyi herkese uygulamam. Birçok hekim arkadaşımın da sadece hâkim söyledi diye hekimlik yeminini unutarak bunu uygulayacağını sanmıyorum. Ayrıca ilacı almadığı zaman onu kontrol etmeniz, denetimli serbestlik denilen yere gidip ilacın alınıp alınmadığına bakmanız gerekiyor.

– Dünyada nasıl uygulanıyor?

Bazı ülkeler, “3 kez çocuk istismarında bulunmuş kişiye isteği olsun olmasın uygulanır” diyor. Bazıları “İlkinden sonra kişi kabul ediyorsa uygulanır” diyor. Ama hepsi risklerin farkında, o yüzden denetimli olarak uygulanıyor. Tek başına çözüm değil. Hepsinin bir bütünlük içinde ele alınması gerekiyor. Çocuklara yapılan istismarın engellenmesi için ailelerin de eğitilmeleri gerekiyor. Bu sadece bir ceza değil, geniş bir kavram. Cinsel istismara uğradıktan sonra çocukların ruhsal olarak takiplerinin devam etmesi, onlara nasıl yaklaşılacağının öğretilmesi bir bütün olarak göz önüne alınmalı.

– Akranlar arasındaki ilişkilerde ceza daha hafif olmalı mı?

Cezasızlık, akranlar arasında sadece zor kullanılmayan ama yanlış gitmiş ilişkilerde olur. Ama akranlardan bir tanesi diğerini zorlayarak, cebir kullanarak yapmışsa ona göre tedbir almak lazım. 18 yaş altı akran ilişkisinde bir şekilde baskıyla olmuş olsa bile, o zaman suçlu da yine çocuk. Biz suçlu çocuğu da korumak zorundayız. 14 yaşında cinsel suç işlemiş bir çocuğu 10 yıl hapsedersek, onu sadece hapishaneden daha iyi bir suçlu olarak çıkarmaktan başka bir şey yapmayız. Çünkü eğitimi engellenecektir. Önemli olan onu rehabilite edebilmek.

‘CEZALAR MAĞDURUN YAŞINA GÖRE DEĞİŞMESİN’

– Çok küçük yaştaki çocuklara yönelik cinsel istismarın cezasıyla, daha büyük yaştaki çocukların istismarına verilen ceza arasında bir fark olmalı mı?

Yok, çocuğun yaşı prensip olarak önemli değil. Önemli olan saldırının niteliği ve ağırlığı. Zaten dünya rakamlarında 0-6 yaş cinsel istismarı çok daha az. Ergenlik öncesi ya da ergenlik dönemi istismarı bütün dünyada daha fazla ama 0-6 yaş daha tepki gösterdiğimiz bir şey. Halkın tepkisine baktığınız zaman bile, “O bebek, kendini koruyamaz” denildiğini görüyoruz. Bu, satır arasında, “15 yaşındaki kendini koruyabilir” demek. Hayır, o da koruyamaz. Çocuk çocuktur, değişmez. Ceza verirken de mutlaka çocuk olduğunu göz önüne almamız gerekiyor. Hele ki ev içi istismarda çocuğun korunmasını devlet sağlamak zorunda.

 

 

Kaynak: HaberTürk

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ