Kamuoyu.org

Sanat aşkıyla hastalığını yendi

Sanat aşkıyla hastalığını yendi
  • KÜLTÜR SANAT
  • 27 Haziran 2018
  • Sanat aşkıyla hastalığını yendi için yorumlar kapalı
  • 121 KEZ OKUNDU


30 yaşında kansere yakalanan, boyalardan uzak durması söylenen ancak sanat aşkıyla hastalığı yenmeyi başaran ünlü ressam Seba Uğurtan, “Bu şehre, insanına, doğasına, sıcaklığına bayılıyorum” ifadesini kullandı


Henüz 30 yaşında yakalandığı kanseri yenen ve bugüne kadar hayata geçirdiği projelerle adından söz ettiren Ressam Seba Uğurtan, hayatını, ressamlığa nasıl başladığını ve gelecek hedeflerini HT Egeli’ye anlattı.

Bize kendinizden bahseder misiniz?

1956 yılında İstanbul’da doğdum. Asker olan babam mesleğinin yanı sıra önemli bir ressamdı. Yedi kardeşim var. Kardeşlerimden 5’i, mesleklerinin yanı sıra resim de yapıyorlar.

Kaç yıldır İzmir’de yaşıyorsunuz, aslen İzmirli misiniz? 

Annem İzmirli, babam İstanbullu, ben İstanbul’da doğdum. 16 yaşına kadar babamın asker olması nedeni ile tüm Türkiye’yi dolaştık. Emekli olunca İzmir’e yerleştik. 46 yıldır İzmir’deyim

Ressamlık süreciniz nasıl başladı?

Üniversite öğrenimimi resim öğretmeni yetiştiren bir fakültede, İzmir 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı’nda tamamladım. 20 yaşında, üniversite son sınıfta evlendim. Mezun olduğum gün bir oğlum oldu. İzmir’de resim öğretmeni olarak göreve başladım. Birçok okul için duvar rölyefleri ve resimler yaptım.

Yeteneğinizi kim keşfetti?

Sanatın önemini ve insan hayatını güzelleştirici gücünü öğrencilerimle çalışırken, onlarla birlikte keşfettim. Bugünkü çalışmalarım ise bana sanatın birlik-beraberlik duygularını geliştirdiğini ve onun tedavi edici gücünü öğretti. Resim yapmak ve sanat etkinlikleri düzenleyerek bunları paylaşmak, bana sağlıklı yaşamın ve mutluluğun kendisiymiş gibi geliyor.

Bir de kansere yakalandınız…

Evet, 30 yaşında kansere yakalandım. Doktorların bana ilk tavsiyesi boyalardan uzak durmam oldu. İşin ilginç tarafı, beni üzen kanser hastası olmak ya da ameliyat olma gerekliliği değil de, bu türden kısıtlamalar oldu. Resim yapamadığım süre içinde her gün ölüme biraz daha yaklaştığımı hissediyordum. Akıllanmam fazla sürmedi. Derhal hediye ettiğim boyaları geri aldım. O gün yaşamın süresinin değil ne yaparak yaşadığının önemli olduğunu anladım. Size kanserin zaten sizin de çok iyi bildiğiniz acıklı öyküsünü anlatmak istemiyorum. Benim yaşadığım şehir olan İzmir ve Türkiye’de başarmak istediğim ve 40 yıldır mücadelesini verdiğim şey, tüm insanların acıları ile mücadele ederken mutlu yaşayabilmenin sanat ile mümkün olabileceğini göstermekti. Ayakta olduğum her gün tüm maaşımı harcayarak resim yaptım. Sanat galerisi açtım, sanat etkinlikleri ve sergiler düzenledim, yüzlerce sanatçının İzmir sokaklarında resim yaptığı etkinlikler hazırladım.

Örnek aldığınız bir isim oldu mu?

Asker olan babam mesleğinin yanı sıra önemli bir ressamdı. Benim için muhteşem bir örnekti evde sürekli resim yapılıyordu. Benimle beraber 5 kardeşim de ressam, önemli sergiler açıyorlar hepsi birbirinden başarılı Aysu Günay, Aynur Fidan, Ayla Gedik, Asım Kumbaracı.

İlk serginizin hikayesini anlatır mısınız, konusu neydi? 

İlk sergimi profesyonel anlamda İzmir Kız Lisesi salonunda açtım. Kız Lisesi Müdürü rahmetli Necibe Gümen çok büyük destek verdi ve o zaman Yeni Asır gazetesi muhabiri olan Hamdi Türkmen sergimi tam sayfa Yeni Asır gazetesi sarmaşık ilavesinde haber yaptı. Kendimi muhteşem büyük bir sanatçı gibi hissettim. Ertesi hafta 2 saatlik tablolar adlı 2 haber çıktı. Basının ve izleyicilerin önünde resim yaptım. Bu çalışma bugün düzenlediğim önemli uluslararası workshoplarda büyük yol gösterici oldu.

İzmir’i konu edinen ya da İzmir’e özgü işlediğiniz eserler var mı? 

İzmir benim için en önemli ilham kaynağı. Bu şehre, insanına, doğasına, sıcaklığına, bayılıyorum. Altın şehirlerimiz adlı bir projeyi İzmir ile başlattım, bu projede ilk olarak İzmir’i ve tarihi yerlerini binalarını tanıttım. Daha sonra aynı projeyi Urfa, Mardin ve Selçuk tanıtımı için de kullandık. Bu projede Güneydoğu’yu ve Ege’yi tanıtan muhteşem çalışmalar yaptık. İnsanları arasında dostluk köprülerini sanatla oluşturduk. Mardin’de Darülzeferan Manastırı’nın Patrik İlyas Şakir Alkan Salonu’nun resimlerini hazırladık.

Uğurtan, İzmir’i ve Ege’yi anlatan eserlere imza attığını belirtti.

‘SAĞLIK İÇİN SANAT’A 1446 ESER HEDİYE

“Sağlık için sanat” projesi kapsamında hastane ve huzurevlerine çok sayıda resim hediye edildi. Şu ana kadar hediye edilen eser sayısı nedir?

Kendime ait özgün eserlerle beraber Su Grubu ve dışarıdan kendisini destekleyen ressamların katılımıyla Sağlık İçin Sanat Projesi kapsamında özgün 1446 eser hediye edilmesini sağladı. Ege Üniversitesi, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi, Suat Seren Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Narlıdere Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Urla Devlet Hastanesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Narlıdere Huzurevi ve Umut Atölyesi Kanser Vakfı’na destek sağladık.

MAYIS’TA BİENAL VAR

Son dönemde hayata geçirmek istediğiniz yeni projeleriniz neler?

5. Uluslararası İzmir Sanat Bienali’mizi 3-6 Mayıs 2019 tarihinde İzmir’de gerçekleşecek. Uluslararası İzmir Bienalin başlığı ve kavramsal içeriği “dünya ötesi” olarak belirlendi. İzmir’in Türkiye’de ve dünyada bir sanat şehri olarak anılmasını sağlamak için uğraşıyorum. Bir avuç sanatçı ile muhteşem projelere imza attık ve bu çalışmalar yaşadığım sürece devam edecek. Çünkü sanat insan olarak yaşamanın en önemli göstergelerinden biri.

Kaynak: HaberTürk

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ